1 Ocak 2014
Basın / Röportaj

💬 Ölürüm Sana Tesadüfen Yapılmadı

Tarkan cover’ı Ölürüm Sana ile dikkatleri üzerine çeken RockA, ilk albümü 101 ile yaptıkları şeyin tesadüf olmadığını göstermeye geliyor.
RockA | Emrin Yeter - Backstage © 2013
RockA | Emrin Yeter - Backstage © 2013

İlk albümünüz 101’den bahsederek başlayalım…
– Halil Özüpek: Albüm 3 – 4 senelik bir çalışmanın ürünü. 3 defa tamamen silinip baştan kaydedildi. Kayıtlar Ankara Mars Stüdyolarında yapıldı. Albüm prodüktörlüğü, kayıtları, mix ve mastering işlemleri bana ait.
– Ömer Uyanık: Tanıştığımız günden beri en büyük destekçimiz Tarkan oldu.

Cover için seçtiğiniz şarkı ve Tarkan’ın desteğiyle ilk single’ınız epey ses getirmişti. Albüme hazırlanırken, single’ın gölgesinde kalabileceğinizden korktunuz mu?
– Halil Özüpek: Ölürüm Sana cover çalışması korkulması gereken bir iş değil, aksine gösterdiğimiz cesaretten ötürü gurur duymamız gereken bir şarkı. Müzisyen veya grupların her zaman “Artık kendilerini ispat ettiler” dönemi vardır. Biz Ölürüm Sana ile bu dönemi gerçekleştirdik. Ancak bunun anlaşılması için dinleyicinin şimdi albümü dinlemesi gerek. Çünkü bence bu albümün en büyük misyonu Ölürüm Sana’nın tesadüf olmadığını ispatlamasıdır.
– Ömer Uyanık: Albüme ve kendi şarkılarımıza güvenmeseydik Ölürüm Sana ile bir çıkış projesine girmezdik. Bunun da hesabını kendi içimizde yaptık.

Ölürüm Sana cover’ıyla aldığınız en iyi ve en kötü geri dönüş neydi?
– Halil Özüpek: Tarkan’la ilk telefon konuşmamızda bana “Şarkıyı benden daha güzel yapmışsınız” demesi tartışmasız en iyi geri dönüştü. “Torpilli adamlar” ve “Ne bağırıyorsunuz” diyenler de oldu.
– Ömer Uyanık: Dikkat ederseniz akılda kalıcı bir tane olumsuz eleştiri yapılmadığını görüyoruz. Gerisi boş laf..

Yeni albümünüzün ilk videosu Emrin Yeter’den bahsetmenizi istesem…
– Barış Ceylan: Ölürüm Sana klibinin üzerinden 1 yıl geçmişti. Emrin Yeter’i seçmemizin sebebi aslında bir devam şarkısı olmasıydı. Bıraktığımız yerden yeniden başlamak istedik. İkinci klibimiz biraz daha ters köşe olacak.

Sizin kadar köşeli ve sert müzik yapan isimler pek çıkmıyor artık. Bu durumun yaşadığınız şehirle bir bağlantısı var mı?
– Halil Özüpek: Tabii ki var. Sonuçta Ankara gibi kapalı ve gri bir şehirde yaşıyoruz. İster istemez şarkılarınızı, sound’u bir şekilde etkiler. Ancak tamamen buna bağlayamayız. Bir jenerasyonun parçasıyız ve o zamanın müziğinden, gruplarından etkilendik, onlar gibi olmak istedik. Bu ayıplanacak veya utanılacak bir şey değil. Bu işin başlarında bir hayal kurduk ve o yolda ilerlemeye çalışıyoruz. Ne kadar başarabiliriz, zaman gösterir.
– Barış Ceylan: Aslında bahsettiğiniz isimler her şehirden çıkıyor. Önemli olan konu aslında bu isimlerin ne kadarını medya göz önüne getirebiliyor? Veya şu an göz önünde bulunan grup ve müzisyenler alttakilere ne kadar yardımcı oluyor? Uzun konular…

Röportaj: Göksu Çağlar, Blue Jean Dergisi

Unutulur Her Şey